KARDEŞLİK ÇAĞRISI

RAMAZAN KAYAN

ÇIRA YAYINLARI

Kardeşlik bilinci “ben”in, “biz”e dönüşümüdür… Nefsaniyetten kardeşlik hamiletine evrimdir… Bireyselleşmenin doyumsuzluğundan, kardeşliğin itminanına nailiyettir. Yalnız kendi çin olmaktan öte başkaları için de olabilmektir.

Kardeşlik bilinci, kadeşlikte “mahviyet”tir. “Mahviyet” içinde “mazhariyet”tir. Kardeşlikte var olmak. Kimliksizleştirme, ikişliksizleştirme ve ruhsuzlaştırma operasyonlarına karşı kardeşlikte kendini bulmaktır.

ELBETTE ALLAHU EKBER

Nureddin Yıldız
TAHLİL YAYINLARI

Minarelerden defalarca yükselen ezanlardaki Allahuekber’in anlamını kavramanın bize kazandıracağı şuura her zamankinden daha fazla muhtaç bulunuyoruz. Ceket düğmelememizden oturup kalkmamıza, dost düşman belirlememizden gelecek endişelerimize, nesil yetiştirme sıkıntılarımızdan dünyanın bizi kendine esir etmesine kadar pek çok alanda Allahuekber anlayışından fiilen uzak kalma problemimizin etkisi bulunmaktadır.

Kur’an bize, ‘siz en üstünsünüz’ derken, biz kendimize zilleti reva görebildik. ‘Korkmayın’ dedi, biz her şeyden ve herkesten korktuk.

‘Allah’tan hakkıyla korkun’ dedi, o hakkı verecek şekilde korkamadık. Çelişkiler içinde yoğrulup gidiyoruz.

Bu ifadenin zihinlerimizde yer bulması ve onun anlamını kuşanabilmemiz, bizim için tam bir dönüşüm habercisi olacaktır.

KİMLİK İNŞASI

Kimlik, kim olduğuna karar vermektir… Kimlik, kişinin var oluşunun ifadesidir. Kendini nasıl gördüğünü tanımlamasıdır. Bireyin kendi farklılığını ortaya koymasıdır. Kimlik bütün şartlarda sahip olunan niteliklerin toplamıdır. Bir kişi ya da toplumu kendisi yapan ve diğerlerinden ayıran niteliklerin tamamıdır. Yani kimlik beni ben yapan değerlerin toplamıdır. Kimlik aynı zamanda kişinin resmidir. Toplum içindeki adresidir. Kimlik kavramı bir değerler manzumesidir. Bir kimseye, kimliksiz demek, değerlerden yoksun, adeta içi boş bir nesne anlamına gelir..Kimlik taşıyana özgünlük ve öznelik kazandırır..İslami kimlik kuru bir iddia olmaktan öte kuşatıcı bir program ve hayatı İslamileştirmeye yönelik bir çıkıştır.

Ramazan KAYAN

KİTAB’UL KALB

Kalbsiz bir dünya, atşe topu ve kan deryasından başka bir şey değildir… Kalp merkezli insan; halifedir, şahittir.. Kalp merkezli aile, cennetten bir köşedir.. Kalp merkezli oluşumlar; yed-i Kudretin devrede olduğu rahmet ortamlarıdır. Kalp merkezli toplumlarda; insan insanın kardeşidir. Kalp merkezli bir dünyanın insanlığa müjdesi; rahmet ve adalettir. İşte günümüz insanın sorumluluğu burada başlıyor.. Modern dünyanın imha sürecinde kalp merkezli yeni bir dünya inşa etmektir.. Gerçek hayat, yürek seviyesinde sürdürülen hayattır. Kalbi ile var olan insan, geçmişi ve geleceği fethederek zaman üstü bir varlık haline gelir..

RAMAZAN KAYAN

Kur’an Alfabesi mi, Ahlakı mı?

Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar.

“Namaz, dinin direğidir!” Hadisi merkezli, beş vakit namaz kılmaya alıştırabilmek için çok büyük çaba sarf edilir. Genç, beş vakit namaz kılıyorsa, artık din eğitiminin zirvesine ulaşmış bir insan yetiştirmiş oluyoruz.

Bu süreç, cemaat ve tarikatlar dahil, tüm dindarlarda nerdeyse bu çerçevede ilerliyor. Beş vakit namaz kılan, parası varsa hacca giden, Ramazan orucunu mutlaka tutan bir Müslüman, hayatın diğer alanlarında “Müslüman’ca” duruşlar göstermiyorsa, ortada çok ciddi bir problem var demektir.

Eğer bu eğitim modeli / süreci doğru ise;

Namazını Allah ile kılıp, Ticaretini şeytan ile / şeytanca yapan Müslümanların çoğalmasının sebebi ne?

Orucunu Allah ile tutup, akşama kadar ağzına lokma koymayan, teravih namazını geçirmeyen insan, komşusundan aldığı borç parayı geri ödemiyorsa, hafızlığını nereye koyacağız?

Kur’an Alfabesini öğrenip, Kur’an Ahlakını ihmal etmiş olmamızın bedelini ağır ödüyoruz.

Bu kitap, ihmal edilen Kur’an Ahlakı üzerine yeniden düşünülmesi için kaleme alınmıştır.

Stresli İman

Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır.

“İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır.

Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın – imtihanın bir parçası olduğunu ne kadar çok unutursak, o kadar çok bunalımlar yaşıyoruz.

Hastalıklar hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Kanser, verem, ülser olmak hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Bir kaza sonucu sakat kalmakta hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Evlat acısı hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Fakirken zengin olmak hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Zenginken fakir düşmekte hayatın – imtihanın bir parçasıdır.

Ulaşmak istediğimiz hedeflere ulaşamamak da.

Bir sınava girip o sınavı kaybetmekte hayatın – imtihanın bir parçasıdır

Tüm bu ve benzeri sıkıntılara sabretmek “imanın bir parçası” değil midir? İmanımız stresli ise, hayatımız da stresli geçiyor.

Bu kitap yaşadığımız dönemin en önemli sorunlarından biri olan “Stres” üzerine düşünülerek meydana gelmiş bir çalışmadır. Strese giren insan imansız değildir elbette. Ancak tutunduğumuz iman dalı bizi hayatın sıkıntılarından (stresten) çıkartamıyorsa, iman dalına ne kadar sağlam tutunduğumuzu sorgulamak zorundayız.

Sait ÇAMLICA

HUZUR SOKAĞI

Huzur Sokağı, bugüne kadar milyonlarca okura ulaşmış, neredeyse her evin kütüphanesinde yerini almış, soluksuz okunan bir roman. Hatta bir klasik. Sahip olduğu haklı şöhretle, yüzlerce baskı sayısına ulaşan Huzur Sokağı, birkaç neslin kült kitabı haline geldi.

Gazetelerde tefrika edildi, beyaz perdeye uyarlandı, tiyatroda sahnelendi, televizyon dizisi yapıldı, herkesin gönlüne girip huzurun sembolü oldu.

Huzur Sokağı, hasretini çektiğimiz, huzurlu bir cemiyetin, küçük bir sokakta sembolize edilen sarsıcı, duygusal, ama hepsinden önemlisi gerçek hikâyesi.

Dönüp dönüp tekrar okuma isteği duyduğum yegane eser. O kadar güzel bir tat bırakıyor ki insanın damağında, zamanla tiryakisi oluyorsunuz. İçimden bir ses hala bir yerlerde Huzur Sokağı’nın var olduğunu fısıldıyor. Bu öykü bir hayal olamayacak kadar güzel.
(Tanıtım Bülteninden)

TEFEKKÜR YAZILARI

Gerek yaşadığımız coğrafyadan, gerekse kendi nefsimizden kaynaklanan sorunlarımızı irdelerken İslam’ın neresinde durduğumuz çok önemlidir. Bu ise Kur’an ve Sünnete göre anlaşılabilir. Gerçekten kendilerini Müslüman olarak adlandıran ama Kur’an ve sünnete göre yaşamayan insanları anlamaya çalışmak oldukça dikkat isteyen bir üslup gerektirir.

Bu kitap halimizin Kur’an ve sünnet persperktifinden sorgulanması amaçlayan bir çalışmadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Emek Ne Demek?

Adsiz
Barkod

9789944111515

Eser Adı

Emek Ne Demek

Alt Başlık

Türü

Kitap – Hikaye

Alt Kategorisi

Yazar

Ahmet Mercan

Editörü

Hazırlayan

EDAM

Çevirmen

Kapak Tasarım

Nevzat Onaran, İsmail Özen

Baskı

Nakış Ofset

Kâğıt Kalitesi

1. Hamur

Sayfa Sayısı

16

Ebat

21 cmx 29.7 cm

Baskı Yılı

2010

Fiyatı

3 TL

KIZIMI YETİŞTİRİYORUM

Kızımı Yetiştiriyorum adlı bu kitap, kız çocuğuyla muhatap olan tüm yetişkinlere ve annelere rehber niteliğinde bir çalışma. Neden kız diyenler için ise, eğitimli kızlar, eğitimli anneler demektir; eğitimli anneler, eğitimli toplum demektir; diyoruz. Kız çocuklarının eğitimine ayna tutacağını ümit ettiğimiz bu eserle kızlarınızı, gül gibi yetiştirmeye ilk adımı atmış olacaksınız. Kızlarımız, bizim güllerimiz onları lütfen soldurmayalım