SURİYELİ YETİMLERLE İFTAR PROGRAMI GERÇEKLEŞTİ

SURİYELİ YETİMLERLE İFTAR PROGRAMI GERÇEKLEŞTİ

Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

( İnsan Suresi / 8 )

HAKCA-DER ve İHH ( İnsani Yardım Vakfı ) Güngören Temsilciliği ortak bir çalışmayla, Güngören’de bulunan Suriyeli mülteci çocukların eğitim gördüğü Sıraç Okulu’nun yetim talebeleri ve ailelerine iftar yemeği tertip etti.

İftar yemeğine Güngören Müftüsü Yunus BIÇAKÇI, HAKCA-DER Başkanı Nurettin SEYYAR, Kuyulu Camii İmam Hatibi Mehmet ŞENYİĞİT, Kuyulu Camii Müezzini Zeki DEMİR, HAKCA-DER Arapça Eğitmeni Mehmet YAĞCI da eşlik ettiler.

İftar programının sonunda yetim kardeşlerimize hediye takdimi yapıldı. Programda emeği geçenlerden Allah razı olsun.

KUR’AN AYINDA KUR’AN’LA BULUŞALIM!

İL : GENEL TARİH : 12.06.2015

KUR’AN AYINDA KUR’AN’LA BULUŞALIM!

Aziz Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifa ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. ” 1 Okuduğum hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah, Kur’an ile bazı toplulukları yüceltir, bazılarını da alçaltır.” 2 Kardeşlerim! Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, bizlere bir kez daha rahmet deryasından yudumlama fırsatını lütfetti. Bizi yine türlü hikmet ve nimetlerle dolu, bağışlanma ayı Ramazan’ın eşiğine getirdi. Önümüzdeki Çarşamba akşamı ilk teravih namazını kılacak ilk sahurun huzurunu yaşayacağız. Perşembe günü ilk orucumuzu tutacak ve ilk iftarımızı yapacağız.

Aziz Müminler! Ramazan bize her yıl, derin ve hikmet yüklü mesajlarıyla gelir. Bu kutlu ay, her yönüyle varoluşumuzun ve hayatımızın gayesini, geleceğimize dair düşüncelerimizi, kısacası kulluğumuzu yeniden hatırlatır bizlere. Ramazan, sabrı, kendimizi hesaba çekmeyi, arzu ve isteklerimizi sınırlamayı öğretir. Zamanın kıymetini, sahip olduğumuz hayatın bir başlangıç ve bitişinin olduğunu belirtir. Ramazan, paylaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinin görüldüğü, kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Kardeşlerim! Ramazanın müminlere en büyük hediyesi hayatı anlamlı kılan, güne ve yarına dair umutları diri tutmayı sağlayan Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an, müminin varlığını ve yokluğunu, hüznünü ve mutluluğunu ibadete dönüştüren kulluk kitabıdır. Kur’an, insanı küfür, şirk ve nifak gibi her türlü esaretten özgürlüğe taşımıştır. İnsana Rabbini, kendisini ve çevresini tanıtmıştır. Kur’an, insanı yüceltmek için gelmiştir. Allah nice millet ve toplumları Kerim Kitap’la aziz kılmıştır. Nice millet ve toplumlar da yaşam süreçlerinden Kelamullah’ı tecrit ettikleri için alçalmış ve zelil olmuşlardır.

Aziz Müminler! Gönlündeki Kur’an aşkıyla milletimiz, Kur’an’ı öğrenme, öğretme, okuma ve yaşamaya her daim büyük önem vermiştir. Geçmişten günümüze insanımız, Kur’an’ın şifa veren mesajlarıyla kalpleri buluşturmak için büyük bir çaba göstermiştir. “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” 3 nebevi çağrısıyla Yüce Kitabımızın ufuklar açan anlam dünyasını özellikle çocuklar ve gençlere tanıtmak, her dem en başta gelen vazifelerden biri kabul edilmiştir. Bizler, “Allahım! Arkamızdan hayır duada bulunacak nesiller yetiştirebilmeyi nasip eyle! Evlatlarımızın kalbinden İslam’ın, Kur’an’ın sevgisini eksik etme!” diye dua ederiz. Çünkü ağzı hayır dualı nesiller bizim günümüzdür, istikbalimizdir, dünyamızdır, ukbamızdır. Yavrularını iman, ahlak, erdem, doğruluk, dürüstlük gibi meziyetlerle tezyin etmek, arkalarından fatiha okuyacak nesiller yetiştirmek her mümin anne-babanın evladına karşı en önemli sorumluluğudur.

Kardeşlerim! Geleceği görmek için gözün nura ihtiyacı vardır. Gözlerimizin nuru, kalplerimizin süruru olan çocuklarımıza en güzel eğitimi ve terbiyeyi vermemiz, Allah’ı, Kur’an’ı, peygamberi, ahireti doğru bir şekilde anlatmamız gerekir. Onların güzel yüreklerinde zaten var olan sevgi, saygı, adalet, merhamet, paylaşma gibi insani erdemleri daha da perçinlememiz gerekir. Unutmayalım ki, iyi yetişmiş bireyler, sadece bir toplum için değil, insanlık için en önemli zenginliktir. Çocuklarımızı iyi birer insan olarak yetiştirmezsek toplum olarak geleceğimizi göremeyiz.

Kardeşlerim! Evlatlarımızın, Kerim Kitabımız Kur’an ile, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in örnek hayatı ile, cami, mihrap ve minber ile, ibadetlerle tanışıp buluşacakları çok güzel bir fırsat mevsimi başlıyor… Yaz Kur’an kurslarımız, “Kur’an Ayında Kur’an’la Buluşalım” çağrısıyla 22 Haziran’da başlayacak. Camilerimiz göz aydınlığı çocuklarımızla şenlenecek. Bu yıl da milyonları aşan evladımız, Allah’ın evleri camilerimizde Kerim Kitabımızı tanıyacak ve öğrenecek. Camilerimiz, yavrularımızın varlığıyla daha da bir anlam kazanacak.

Kardeşlerim! Gelin, anne-babalar olarak yavrularımızı Kur’an ziyafetiyle buluşturalım. Zihin ve gönül dünyalarında Kur’an’a dair güzel hatıralar, hoş esintiler bırakalım. Onları her iki dünyada hayır ve güzelliklere götürecek kapıların ardına kadar açılmasına vesile olalım. Hutbemi Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de bizlere öğrettiği bir dua ile bitirmek istiyorum: “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!”4 1 Yûnus, 10/57. 2 Mülim, Müsafirun, 269. 3 Buhârî, Fedâilu’l-Kur’ân, 21 4 Furkân, 25/74. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İSLÂM, IRKÇILIĞIN HER TÜRLÜSÜNÜ REDDEDER

İLİ : GENEL

TARİH : 05/06/2015

İSLÂM, IRKÇILIĞIN HER TÜRLÜSÜNÜ REDDEDER

Aziz Kardeşlerim!

Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in müezzini Bilâl-i Habeşi ve sahabeden Ebû Zer el-Gıfârî (r.a) tartışmışlardı. Tartışma esnasında Ebû Zer, siyahî olan annesinden dolayı Hz. Bilâl’i küçümseyip ayıplamıştı. Buna oldukça üzülen ve içerleyen Hz. Bilâl, Allah Resûlü’ne bu durumu şikâyet etmişti. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s) Ebu Zer el-Gıfari’yi çağırarak ona şöyle serzenişte bulundu: “Ey Ebû Zer! Bilal’i siyahi annesinden dolayı mı küçümsüyor ve ayıplıyorsun? Demek ki sen, kendisinde hâlâ cahiliyeden kalıntı bulunan bir kimsesin.”1

Aziz Müminler!

Cahiliye döneminde insanlar etnik kökeni, mensup oldukları kavim ve kabileleriyle övünürlerdi. Haksız da olsa kabilesini savunur, kendilerini başkalarından üstün görürlerdi. Irk ve renginden dolayı insanlar hor ve hakir görülür, toplumdan dışlanır ve aşağılanırlardı.

Kardeşlerim!

Yüce Dinimiz İslam’ın en önemli özelliklerinden biri, bir ırkın başka bir ırka, bir grubun veya topluluğun bir başka grup veya topluluğa üstünlük taslamasını ortadan kaldırmış olmasıdır. Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın çocukları olmakta eşitlenen insanların, soy ve soplarını, etnik kökenlerini esas alarak birbirlerine karşı üstünlük iddiasında bulunmalarına İslam asla cevaz vermemiştir. Hak ve hakikat, şeref ve üstünlük, mensup olduğumuz ırka, soy ve sopa göre değil, Yüce Yaradanın göndermiş olduğu dine, Kitaba, ahlak, fazilet ve erdeme göre şekillenir. İnsanı, Allah katında üstün ve değerli kılan ve de ahiret saadetine ulaştıracak olan husus ait olduğu ırk, mensup olduğu soy, sahip olduğu ten rengi, konuştuğu dil değildir. Kişinin üstünlüğü, her daim Allah’a karşı kulluk ve sorumluluk bilinci taşımasında ve bu bilinci hayat süreçlerine dahil etmesindedir.

Kardeşlerim!

Buna göre kim Allah’a iman eder, O’nun emirlerine uyar, yasaklarından kaçınır ve iyi işler yaparsa, o insan takva sahibidir. Peygamberimiz (s.a.s)’in ifadesiyle “Tutum ve davranışları kendisini geri bırakan kimseyi, soyu sopu, kabilesi ileriye götürmez.2 Bir başka ifadeyle erdemsiz insanı mensup olduğu soy, ait olduğu etnik köken Allah katında erdemli kılmaz. Kıyamet günü insanlar ırklarından veya kabilelerinden değil, inanç ve amellerinden hesaba çekileceklerdir. Onların bedenlerine ve 1 Müslim, Eymân, 38 2 Tirmizî, Kıraat, 10 3 Müslim, Birr ve sıla, 34 4 Mü’minûn, 23/101 5 İbn Hanbel, V, 411 mallarına değil, kalplerine ve amellerine bakılacaktır.3 İnsanlar Allah’ın huzuruna geldiklerinde herkes kendi ameliyle baş başa kalacak, soy sopun hiçbir önemi olmayacaktır. 4 Peygamberimiz (s.a.s) bu gerçeği Veda Hutbesinde şöyle dile getirmiştir: “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız birdir. Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.”5

Kardeşlerim!

Bugün İslâm kardeşliğinin önündeki en büyük engellerden biri ırkçılık ve ayrımcılık zihniyetidir. Bu zihniyet, bazen kendi ırkını, soyunu, kabilesini, rengini üstün görme şeklinde tezahür etmektedir. Bazen de kendi mezhebini, meşrebini, ideolojisini üstün görme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu anlayış, dostluk ve kardeşliğin yerine kin ve nefreti, adalet ve merhametin yerine zulüm ve haksızlığı, birlik ve beraberliğin yerine tefrika ve ayrımcılığı getirir. Unutmayalım ki ilk defa üstünlük iddiasında bulunan; “Ben ateşten yaratıldığım için topraktan yaratılan Âdem’den daha üstünüm” diyen ve Allah’ın emrine karşı gelen şeytandır.

Kardeşlerim!

Irkçılık, esasında hem insanlığa karşı işlenen bir suç hem de Allah’a karşı bir saygısızlıktır. Bu nedenledir ki Dinimiz İslâm, bağnazlık, asabiyet ve ırkçılığı tüm unsurlarıyla reddetmiştir. Hal böyleyken, bu cahiliye anlayışı sebebiyle tarih boyunca İslâm coğrafyasında düşmanlık ve husumet, kin ve nefret, kan ve gözyaşı hiç eksik olmamıştır. Üzülerek ifade edelim ki bugün de aynı dine, aynı kitaba, aynı peygambere iman eden Müslümanlar arasında mezhebini, meşrebini, ırkını, ideolojisini rahmet dini İslâm’ın önüne geçirme tuğyanına kapılanların sayısı hiç de az değildir. Oysa Peygamberimiz (s.a.s), ırkçılık duygularıyla hareket ederek İslâm toplumundan ayrılan, asabiyet duygusuyla savaşan ve bu dava uğrunda mücadele ederken ölen kimsenin bu ölümünü “Câhiliye ölümü”6 olarak nitelendirmiştir.

Kardeşlerim!

O halde gelin, zihin ve gönül dünyamızı İslâm’ın yüce hakikatleriyle tezyin edelim. Kendimizi dinimizin onay vermediği bağnazlık, asabiyet ve ırkçılığa asla mahkûm etmeyelim. Irkçılığın, Kur’an’a, Peygambere gönül veren müminlere yakışmadığını bilelim. Peygamberimiz (s.a.s)’in “Irkçılık, zalim de olsa kendi kavmine arka çıkmandır”7 hadis-i şerifini hiçbir zaman unutmayalım. Kavimler ve kabileler halinde yaratılmamızın, dillerimizin ve renklerimizin farklı farklı oluşunun hikmetini kavramaya çalışalım. Bütün insanları Hz. Âdem’in çocukları olarak görelim. Herkesi hilkatte eş dinde kardeş kabul edelim. Hutbemi, başta okuduğum ayet-i kerime ve hadis-i şerifin mealleriyle bitirmek istiyorum.

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.”8

“Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen de bizden değildir.”9

1 Müslim, Eymân, 38 2 Tirmizî, Kıraat, 10 3 Müslim, Birr ve sıla, 34 4 Mü’minûn, 23/101 5 İbn Hanbel, V, 411

6 Müslim, İmare, 57 7 Ebû Dâvud, Edeb, 111 8 Hucurat 49/13 9 Ebu Davud, Edeb 111-112

4-6 YAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ KURSU KAPANIŞ PROGRAMI

 

Hakca-Der, Güngören Müftülüğü’nün düzenlemiş olduğu 4-6 yaş çocuk gelişimi kursu kapanış programına ev sahipliği yaptı.Güngören İlçe Müftüsü Yunus BIÇAKÇI’nın açılış konuşmasının ardından, seminerde eğitim gören Güngören İlçesi Kur’an Kursu Hocaları; eğitimci Sevinç DEVRİM’in hazırladığı sertifikalarını teslim aldılar.

Read more