CAMİİ CEMAATİNE YÖNELİK HAFTALIK DERSLER

Kuyulu Camii İmam Hatibi Mehmet ŞENYİĞİT Hoca, camii cemaatine yönelik düzenli dersler gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu derslerin gün ve saatleri aşağıdaki gibidir:

Sabah namazından sonra;

– Hadis (salı)

-Fıkıh( Perşembe)

-Hadis-Meal ezber ( Çarşamba -Pazar)

-Tilaver secdesi,zikir ve sabah çorbası(Cuma)

*Öğlen namazından önce;

-Fıkıh,Tefsir,Meal( Haftaiçi her gün)

– Sorulu cevaplı ilmihal ( Pazar)

* İkindi Namazından sonra ;

-kısa sureler tefsiri ( Hafta içi her gün)

* Yatsı namazından sonra;

-Kur’an-Tecvid ( Pazartesi)

– Elif-ba (pazar)

-Aile ziyaretleri

Utangaçlık sorunuyla nasıl başedilir?

Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.

Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.

Yüzünüz mü kızarıyor?

Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor.

Kendinizi kontrol edin

Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor

Nedenini araştırmak gerek

ABD’de birçok bayan hastasının utangaçlık problemi yaşadığını belirten Battler, “Birlikte bu konuya yoğunlaşarak, her 100 utangaç hastamdan 85’inin bu sorununu çözmeyi başardık. Öncelikle utangaçlığın temelini bulmak gerekiyor. Bunu konuşarak başarıyoruz. Eğer siz de tavsiyelerime uyarsanız, eski utangaçlığınızdan büyük bir bölümünü attığınızı göreceksiniz” dedi. İşte Battler’ın tavsiyeleri:

Gereksiz bazı düşüncelerden kurtulmalısınız

Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma, aptal durumuna düşme, onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusu, sizi yıldırmasın. Utangaç kadın, daima kötü düşüncelerle kendisini daha zor durumda bırakır. Aşağıdaki düşüncelerden kurtulmaya bakın, çünkü bunlar size uygun değil.

– Eyvah, biraz daha konuşursam, kendimi aptal durumuna düşüreceğim.
– Ya burada bulunan herkes benim için “salak” derse.
– Söyleyecek bir şey bulamazsam ne yapacağım.
– Şu anda konuşursam mutlaka sesim tuhaf çıkacak.
– Ya kendimi kontrol edemez de saçmalarsam…
– Kızaracağım, titreyeceğim…
– Kalbim fena halde çarpmaya başladı, ya aniden kalp krizi geçirirsem…
– Çıldırabilirim.
– Acaba çok tuhaf görünüyor muyum?
– Şu ortamdan bir kaçabilsem.
– Herkes beni izliyor.
– Ne kadar sıkıcı olduğumu mu düşünüyorlar?

Probleminizi bol bol konuşun

Psikolog Battler, utangaçlıktan kurtulmanın ilk yolunun utangaçlık hakkında bol bol konuşmaktan geçtiğini belirtiyor. Eşinizle, dostunuzla utangaç olduğunuz konuları bol bol konuşun. Ancak bunların temelde, bu kadar büyütülecek problemler olmadığını unutmadan. Örneğin yeni bir ortamda bulunmak sizi utangaçlığa itiyorsa, korkmayın. Eşinizle veya sevdiklerinizle, yeni ortamlara girmeye gayret edin. Gerçekten isterseniz, utangaçlığı yenmeye başladınız demektir.

Arkadaşınızdan yardım isteyin

Eğer kendinizi insanlarla tanışamayacak kadar utangaç hissediyorsanız, daha konuşkan ve sosyal bir arkadaşınızdan bu konuda yardım istemeniz çok akıllıca olacaktır. Arkadaşınızın sizi yeni insanlarla tanıştırmasını sağlamalısınız. Ancak, sizin hakkınızda abartılı şeyler söylemesini değil, tam tersine sizin ifade edemediğiniz bazı önemli ve güzel özelliklerinizi söyleyerek işinizi birazcık kolaylaştırmasını söyleyin. Bunu dostlarınızdan kolaylıkla isteyebileceğinizi unutmayın.

Farkınızı ortaya çıkartın

Utangaç kadının ilk etapta karşı cinsin ilgisini çekmesi için biraz farklı olması gerekiyor. Kalabalığın içinde fark edilmenizi sağlayacak bir özelliğinizi öne çıkarın. Yoksa bunu yaratmak, sizin becerinize kalıyor. Farklı olduğunuzu hissettirdiğinizde utangaçlığınızı bir gizem perdesi arkasına bile saklamanız mümkün. Bu ilk bakışta biraz zor gözükebilir ancak siz artık utangaçlık probleminizden kurtulmak istiyorsunuz. Önünüze çıkan hiçbir olay sizi korkutmasın.

Doğru hamleler yapın

Kendinizi biriyle sohbet etme ile utangaçlığınız arasında sıkışmış durumda bulduğunuzda, karşınızdaki kişiye hemen bir soru yöneltin. Ancak dikkat edin soru, saçma olmasın. Hiç konuşmadan suratına bakmaktansa, sorduğunuz soru onun konuşmasını sağlayacak, böylece sohbet kesilmemiş olacaktır. Onun verdiği cevabın arkasından aynı soruya siz de kendi cevabınızı vererek, konuşmayı akıllı bir şekilde uzatabilirsiniz. Bunu kolaylıkla başarabilirsiniz. Çünkü bu imkânsız değil.

http://www.aktuelpsikoloji.com/utangaclik-sorunuyla-nasil-basedilir-6040h.htm

ÇOCUKLAR CAMİYE KOŞTU

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her yıl düzenlediği yaz Kur’an Kursları’nın resmi açılışı dün gerçekleşti. Çocuklar, Kur’an Kerim öğrenebilmek için camilere koştu; anne ve babalar ise çocuklarının sevincine ortak oldu. İstanbul Bahçelievler Hz. Ebubekir Camii ve Güngören Kuyulu Camii’lerinde yapılan törenlerde mehter takımı çocuklar için mehter marşı söyledi, öğrencilerle yürüyüş yaptı. Kur’an harflerinin basılı olduğu renkli başörtüler takan kız öğrenciler ve ‘’İslam Güzel Ahlaktır’’ hadis-i şerifinin yazılı olduğu t-shirtler giyen erkek öğrenciler, ortaya cıvıl cıvıl bir görüntü çıkardı.

Read more

YENİ DÖNEMİN İLK KADIN KOLLARI TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

YENİ DÖNEMİN İLK KADIN KOLLARI TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

HAKCA-DER (Haznedar Kuyulu Camii Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği) Kadın Kolları üyeleri, dönemin ilk toplantısını gerçekleştirdi.

”Daha erdemli bir toplum” için çalışmalar yapmak amacı ile bir araya gelen üyeler ile, yıl boyunca yapılacak faaliyetler konuşuldu. Kadın Kolları Başkanı Şüheda DURMUŞ; toplumların düzelmesi için pasif iyi insan olmaktan aktif iyi insan olmaya geçilmesi gerektiğini önemle vurguladı.

Islah edici çalışmalara vesile oması duası ile.

Çocuğun ‘Allah nerde?’ Sorusunun Cevabı

Pedagog Adem Güneş, okulöncesi dönemde ‘Allah nerede, neden göremiyoruz?’ gibi sorular soran çocukların aslında zihninde bu inancı somutlaştırmaya çalıştığını belirtiyor.

Küçük çocuklarla konuşurken basit ifadeler kullanmaya çalışan bazı ebeveynlerin ‘Allah baba şöyledir, Allah dede böyle yapar’ şeklindeki sözleri, çocuklarda zihin karışıklığına yol açıyor. İleri yaşlarında imanî meseleleri hakkıyla algılamalarını zorlaştırıyor. Bu tarz konuşma, çocuklarda itikadî sorunlara da yol açıyor.

Çocuklar yedi yaşından önce somut olmayan, göremedikleri, duyamadıkları, dokunamadıkları kavramları anlamakta zorlanır. Özellikle din ile ilgili imani mevzularda, Allah, melekler, ölüm, cennet, cehennem, peygamberler gibi konuları idrak edemezler. Ancak 3-4 yaşlarından itibaren ebeveyninin ve çevrenin tesiriyle bu kavramları duymaya başlarlar.

Çocukların her şeyi merak ettiği ve sorular sorduğu okulöncesi dönem, aynı zamanda her şeyi bilinçaltına kaydettikleri bir devredir. Bu yaşlarda verilen her yanlış bilgi, kullanılan her sakıncalı söz, çocuğun zihnine silinmemek üzere yerleşir. Küçük çocuklarla konuşurken basit ifadeler kullanmaya çalışan bazı ebeveynlerin ‘Allah baba şöyledir, Allah dede böyle yapar’ şeklindeki sözleri de çocuklarda zihin karışıklığına yol açar. İleriki yaşlarında imani meseleleri hakkıyla algılamalarını zorlaştırır. Allah’ı bir baba gibi büyük, saygı duyulması ve korkulması gereken somut bir figür olarak anlatmak ebeveynin işini kolaylaştırsa da, sonraki yaşlarda dini mevzuların hakikatini anlatırken çocuğun üzerindeki inandırıcılığını, itibarını zedelemiş olur.

Okulöncesi dönemde çocuğa algılayabileceğinin ötesinde bir Allah tanımı yapmamak, Allah’ı bir şekil içine sokmamak gerektiğini ifade eden pedagog Adem Güneş, bunun iki ayrı soruna sebep olacağını söylüyor. Birincisi, çocuk 8-9 yaşlarında yani soyut kavramları algılamaya başladıktan sonra kendisine ‘baba-dede’ diye anlatılan Allah anlayışı ile hakikatin farklı olduğunu görecek. Bunun üzerine ailesinin gözündeki itibarı zedelenecek ve diğer sözlerine inanması da zorlaşacaktır. İkinci sorun ise ailesinden doğru bilgi almayan çocuk büyüdükçe çevresinden, kitaplardan veya arkadaşlarından duyduğu farklı Allah tarifleri içinde bocalayabilir. Ayrıca ‘Allah baba’ tabirinin Hıristiyanlıktaki ‘baba-oğul-kutsal ruh’ (teslis) inancını çağrıştırdığına dikkat çeken Güneş şunları söylüyor: “Hıristiyanlar somutlaştırma çabası ile her şeyi resmettiler. Bugün kendi çocuklarımıza bile melek resmi çizmesini söylesek, kanatlı, uçan bir kız resmi çizer. Ayrıca birçok çizgi filmde karşılarına çıkan ‘Noel Baba’ figürü de ‘Allah baba’ söylemiyle benzeşiyor. Farkında olmadan Hıristiyanlığa ait kavramları çocuğumuzun zihnine sokmuş oluyoruz. Allah’ı ‘baba-dede’ diyerek şekillendirmeye çalışan tarifler çocuğu o tarafa yönlendirmeye de sebep olabilir. Çocuklarımız zaten çizgi filmlerle Batı kültürünün istilası altında olduğu için bu anlayış bilinçaltına normalleşerek yerleşir. Bir de biz bunu beslemeyelim. Çocuklarımızın imanını zedelemeyelim.”

Pedagog Adem Güneş, okulöncesi dönemde ‘Allah nerede, neden göremiyoruz?’ gibi sorular soran çocukların aslında zihninde bu inancı somutlaştırmaya çalıştığını belirtiyor. Çocuğun anlamayacağı cevapların zihnini daha çok karıştırdığını ifade eden Güneş, “Aileler, çocukları kendi gibi düşünüp uzun uzun izah etmeye çalışıyor, oysa 7 yaşına kadar soruların biraz geçiştirilmesi ve samimi olarak ‘bilemiyorum’ denmesi gerek. Bu cevap bilerek verdiği cevapların güvenilirliğini de artırır.” diyor.

İlahiyatçı-yazar Musa Kazım Gülçür de, çocukların Allah’ın varlığı ile ilgili sorularına tabiattan somut örneklerle, benzetmelerle cevap verilebileceğini ifade ediyor. Gülçür şunları öneriyor: “Cenab-ı Hakk’ı güzel isimleri, yüksek sıfatları üzerinden anlatmak sağlıklı bir yol olur. Çocukların dikkatini Cenab-ı Hakk’ın yarattığı görünen alemlere çekebiliriz. Bitkiler veya başka canlılar olabilir. Bir çiçeğin güzel desenlerini mutlaka bir yapanın, renklendirenin, tasarlayanın olduğu anlatılabilir. Bu metottan hareketle Cenab-ı Hakk’ın eşsizliği, varlığı, birliği rahatlıkla aktarılabilir. Böylece, çocuğun düşüncelerinin somuttan soyuta doğru gelişmesine yardım edilebilir. En küçük canlıda bile merhamet şefkat vardır, diye mukayeseye imkan vererek örnekler anlatılabilir. Bütün varlık aslında insanı Allah’a ulaştıran bir yoldur. Ayrıca insanların her şeyi bilemeyeceği, görmeyeceği de çocuklara açıkça söylenmelidir. Büyük alimler bile gayba ait konularda ‘İman ediyoruz ama nasıllığını, niceliğini bilemiyoruz.’ demişlerdir.” Gülçür, ‘Allah baba’ gibi sözler kullanmanın, çocuklarda ve gençlerde itikat açısından sorunlar oluşturacağını da vurguluyor.

http://www.aktuelpsikoloji.com/cocugun-allah-nerde-sorusunun-cevabi-8088h.htm

Dua Terapisi Üzerine Bir Analiz

Yeni Asya Gazetesi’nden Kazım Güleçyüz köesinde “Dua Terapisi” konusunu ele aldı. Önemli testiplerin yer aldığı yazının ayrıntıları şöyle:

California’daki Stanford Üniversitesi Antropoloji Profesörü T. M. Luhrmann, kendisini “seküler gözlemci” olarak niteleyen bir insan. Ancak evanjelik kiliselerindeki müşahedeleri, onu pek de “seküler olmayan” kanaatlere ulaştırmış. Ve “Terapist olarak Tanrı” başlıklı yazısında bu izlenimlerini aktarmış.

Meselâ “Bulgularıma göre insanlar ‘Tanrı’nın bana olan sevgisini doğrudan hissediyorum’ diyebildikçe, stres ve yalnızlıkları hafifliyor, şikâyet ettikleri psikiyatrik belirtiler azalıyor” diyor.

Keza duayı bir terapistle konuşmaya benzeten bir kadının “Özellikle yüreğimin ve ruhumun derinliklerindeki şeyleri, en dibe itip inkâr ettiğim şeyleri ifşa ettiğim ilk zamanlar bunu daha yoğun olarak hissediyordum” dediğini aktarıyor.

Yazara göre, “Trajediler ve görünüşte karşılıksız kalan dualar, inananların Tanrı’yla bağını güçlendirebiliyor. Çünkü Tanrı’ya en çok böyle zamanlarda ihtiyaç duyuluyor.” (Sabah’ın The New York Times International Weekly eki, 21.4.13)

Bu tesbitler bize Bediüzzaman’ın “ubudiyetin özü” olarak tavsif ettiği dua ile ilgili orijinal yorumlarını ve özellikle de şu ifadelerini hatırlattı:

“Duanın en güzel, en lâtif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, Birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil; bir Kerim Zat var, ona bakar, ünsiyet (yakınlık) verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp ‘Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn’ der.” (Mektubat, s. 508)

***

Şu manidar satırlar da ünlü Rus romancısı Dostoyevski’nin Karamazof Kardeşler’inden:

“İçten gelen her dua yeni bir duygunun ifadesidir; yeni, bilmediğin güçlü fikirlerin kaynağıdır. Her gün fırsat buldukça ‘Allah’ım, şu anda huzuruna çıkanlara merhamet eyle’ demeyi unutma. Zira yeryüzünde her saat, her an binlerce insanın ömrü sona erer, ruhları yüce Allah’ın huzuruna varır. Aralarında niceleri yalnızlık içinde, herkesçe unutulmuş, genel ilgisizlikten küskün, incinmiş olarak dünyadan ayrılmıştır. Belki tanımadığın bu insanlardan biri için dünyanın öbür ucundan yolladığın rahmet dilekleri Allah’a ulaşır. Rabbin huzuruna korku içinde çıkan ruh, yeryüzünde onu düşünen, yardımcısı olan birisi bulunduğunu duyunca nasıl duygulanırdı kim bilir! Allah ikinize de artmış bir sevgiyle bakar, merhametiyle sevgisinin sınırı olmadığı için, senin acıdığın birine bunları kat kat bağışlar, senin hatırına bağışlar onu.”

***

Ve bu manayı teyid eden birkaç hadis:

* Allah ile arasında perde bulunmayan iki dua vardır. Biri mazlumun duası, diğeri kişinin din kardeşinin gıyabında yaptığı duadır. (Taberanî)

* Bir kimse, gıyabında birine dua ederse, melekler aynı şekilde ona dua ederler. (Müslim)

* En makbul dua, gaibin gaibe yaptığı duadır. (Tirmizî)

Yeni Asya

http://www.aktuelpsikoloji.com/dua-terapisi-uzerine-bir-analiz-13831h.htm

Ders Çalışırken Dikkati Toplama Yöntemleri

Ders çalışırken çoğu zaman öğrenciler ders içeriğine konsantre olmakta güçlük çekerler. İşte ders çalışırken dikkati toplamak için uygulanabilecek pratik yöntemler…

Dikkat toplama yöntemleri:
Çalışmak için ilkönce gerekli kararları vermelisiniz:
Hangi ders daha önce çalışılacak hangi yöntemlerle çalışılacak vb. sorulara cevap bulduktan sonra çalışmaya başlayın.
Çalışma öncesi hem vücut hem zihin olarak yeterince dinlenmiş olun.
Çalışma amacınızı saptayın. Amaçsız çalışma olmaz çalışırken bir amacınız varsa derslerinizi daha iyi benimseyip dikkatinizi daha kolay yoğunlaştırabilirsiniz.
Çalışacağız konuya merak duyun. Bir şey ancak merak edildiği oranda öğrenilir.
Çalışma ortamınız düzenleyin. Sessiz bir oda da masanızın başında müzik dinlemeden çalışarak dikkatinizi toplayabilirsiniz.
Planlı ve sistemli çalışın.
Çalışma da bir hedef saptayın. Eğer gerçekçi hedefler belirler ve gerçekleştirirsek başarma duygusunu tadıp bu küçük başarılar da dikkati toplamaya yardımcı olacaktır.
Kendinize güvenin. Kendinize güvenmen,in o işi başaracağınıza inanmanızdan geçer. Kendine güven duygusu aynı zamanda güçlü bir iradeyi ve kararlılığı gerektirir bu kararlılık canınız çalışmak istemese de kendinize çalışmaya zorlamaktır.
Çalışma da dikkat dağıtan etkenler:
Önemsiz soruların zihni meşgul etmesi.
Duygusal sorunların olması.
Çalışırken gereksiz yarıntılara takılma.
Ortamın çok gürültülü olması.
Kendine güven eksikliği.
Bilgilerin karışık ve sistemsiz öğrenilmeye çalışılması.
http://www.aktuelpsikoloji.com/ders-calisirken-dikkati-toplama-yontemleri-14334h.htm

GENÇ ÖĞRENCİLERE ”STRESLE BAŞ ETME” EĞİTİMİ

Kuyulu Camii Kız Kur’an Kursu’nun genç öğrencileri, Güngören İSADEM (İstanbul Aile Danışmanlık ve Eğitim Merkezi)’de ”Stresle Baş Etme” eğitimine katıldılar.

HAKCA-DER ve İSADEM ortaklığıyla düzenlenen eğitimde uzman psikologlar tarafından günümüzün kaçınılmaz hastalığı olan ”stres” karşısında nasıl tavır alınması gerektiği üzerinde duruldu.

”KUR’AN ALFABESİ Mİ? AHLAKI MI?” KONFERANSI GERÇEKLEŞTİ

HAKCA-DER Gençlik Kulübü, eğitimci-yazar Sait ÇAMLICA ile bir araya geldi.

Yazarın ”Kur’an Alfabesi mi? Ahlakı mı?” başlıklı kitabı ile aynı konulu konferansa HAKCA-DER Bayan Gençlik Kulübü’nün yanı sıra Kuyulu Camii Kur’an öğrencileri ile hafızlık öğrencileri de katılım gösterdiler.

Kur’an’ın dilimizde değil, hayatımızda olması gerektiğine değinen yazar, Kur’an’ı anlayarak okumanın önemine dikkat çekerek, meal ve tefsir okumaları yapmaları konusunda genç katılımcılara tavsiyelerde bulundu.

İHH GÜNGÖREN TEMSİLCİLİĞİ’NE ZİYARET

HAKCA-DER İslami İlimler sınıfı öğrencileri, Şüheda DURMUŞ Hoca eşliğinde, yeni açılan İHH İnsani Yardım Vakfı Güngören Temsilciliği’ni ziyaret etti.

Kutsal emanetlerimiz olan yetimler için yardım elini uzatan HAKCA-DER öğrencileri, ilk bağışlarını yaparak yetim sponsorluklarını başlattılar.

Bir yetime sahip çıkmak isteyen yardımseverler, İHH Güngören Temsilciliği’ ne giderek sponsorluklarını başlatabilirler. Bir yetimin aylık masrafı 90 tl’dir.

İHH Güngören Temsilciliği:
Posta Caddesi No: 81 / Telefon: 0212 970 09 32