HOŞ GELDİN SULTANIM !

Hoş geldin Sultanım!

Kadı hazretleri! Bu adama geçen yıl bir mercan tesbih sattım. “Yüz kuruştan ibaret olan ücretini önümüzdeki Ramazan’da ödeyeceğim.” diye taahhütte bulunmuş idi. Ama şimdi sözünde durmuyor.

Kadı davalıya sorar:

– Öyle mi söyledin Efendi?

– Evet, kadı hazretleri. Sözümde de sadıkım. İllâ bu adam ücreti henüz Ramazan gelmeden istiyor.

Davacı itiraz eder:

– Asla kadı efendi! Hilâl görünmüş, binaenaleyh Ramazan gelmiştir?

– İspat edebilir misin?

– Evet! Dışarıda iki tane şahidim vardır. Müsaade olunursa içeri alıp dinleyiniz.

Bu konuşmalar fi tarihinin bir arefe gününde, İslâm şehirlerinin Babı Meşihat denilen makamında, dinî otorite sayılan kişiler (Şeyhülislâm, müftü, imam vb.) ile kadı efendinin huzurunda cereyan eder.

Kadı efendi iki şahidi içeriye aldırır. Bunlar o bölgede hilâli gözleyen pek çok kişiden, hilâli ilk gören ikisidir ve şahitlik ücreti olan hediyeyi almak için soluk soluğa koşup gelmişlerdir. Kadı sorar:

– Siz hilali görmüşsünüz, öyle mi?

– Evet!

Kadı, hilâlin nasıl olduğunu, tam olarak nerede görüldüğünü, inceliğini ve kalınlığını vs. iyice tetkik edecek suallerden sonra huzurda bulunan heyete döner:

– Sizler bu şahitlerin sözlerini inanılır buluyor musunuz?

– Evet!

– O halde Ramazan sabit oldu. Müddeinin iddia eylediği, senin de inkâr etmediğin mercan tesbih ücreti olan yüz kuruşu müddeiye eda eyle!

İstanbul’da her yıl tekrarlanan bu mahkemenin “Evet!”i karar defterine kaydedilir ve şehirde Ramazan başlar ve bu “Evet!”in sonu bayram olur.

Ramazanınız mübarek olsun, Allah bayrama eriştirsin!

İskender PALA

MANEVİ ZİYAFET : İTİKAF

Manevî ziyafet, ruhî temizlenme, ilahî tedavi: İTİKAF

İtikafa girmenin mükafatı nedir? İtikfın kazandırdıkları nelerdir?

Asrımız insanı, birçok sebeplerle maneviyattan oldukça uzaklaş durumdadır. İş hayatının yoğunluğu, sosyal çevre ve teknolojinin hızlı ilerleyişi kişileri maddeye ve dünyaya esir etmektedir. Bu sebeple gıdasız kalan ruhlarda, aşırı mutsuzluk, depresyon ve bunalım gibi birçok psikolojik hastalıklar ortaya çıkmaktadır

Halbuki midenin devamlı olarak yiyeceğe ihtiyacı olduğu gibi, kalp ve ruhunda manevi gıdaya ihtiyacı vardır. Üstelik bir kere değil, her gün, her vakit ibadetle ve ilimle o gıdanın alınması gerekmektedir. İşte itikaf ibadeti, bizleri bu manevi ziyafete davet edip, akıl, kalp ve ruhumuzu doyurmaya teşvik etmektedir. Ve bu ibadete her zamankinden daha ziyade ihtiyaç vardır.

Bu manevi ziyafet, ruhî temizlenme, ilahî tedavi olan itikafın Ramazan’ın son on gününde yapılması müekked sünnet, çok faziletli olması ile birlikte sadece o vakitlere hasredilmemeli ve fırsat buldukça ifa edilmelidir. Malumdur ki; itikafa kısa bir süre için de girilebilir. Dolayısıyla itikafa girebilmek için küçük vakitler de yeterli olacaktır.

Allah (cc) rızası için itikafa giren cehennemden uzaklaşır

İtikaf, Cenab-ı Hakka yaklaşmak, nefisten, insanlardan ve dünyadan uzaklaşmaktır. Allah-ü Teala’ya yönelip, manevi yaraları tedavi etmek, kendini dinlemek ve hayata geliş gayesini tefekkür etmektir. Bu sebeple, kişiyi cehennemden uzaklaştırmaya vesile olur.

Allah rızası için bir gün itikaf, insanı cehennemden çok uzaklaştırır. [1]

İtikafa giren kişiyle cehennem arasında üç hendek açılır

Kişinin ihtiyacı anında bir kardeşinin yanında olması, yirmi yıl itikaf etmesinden daha üstündür. Her kim de Yüce Allah’ın rızası için bir gün itikaf ederse, Yüce Allah onunla Cehennem arasında üç hendek açar ki her bir hendeğin diğerinden uzaklığı Doğu ile Batı arasındaki uzaklık kadardır.” [2]

İtikafa giren kişinin günahları hapsedilir

İtikafı ihya etmek geçmiş ve gelecek günahlara kefarettir.

İtikafa giren kişi hakkında, bu kimse günahları hapsedip, sevapların tümünü yapan kimse gibi, kendisine sevapları işlenir.” [3]

İtikafta olan günahlardan uzaklaşmış olur

Ahir zamanda günahlar sel gibi insanların üzerlerine yağmaktadır. İman zayıflığı ve itikat eksikliği toplum hayatında derin yaralar açıyor. Yalan, gıybet, zina ve hırsızlık gibi nice günahların, rahatlıkla işlenir hale gelmesi, pek çok yıkımlara sebep olmaktadır.

Böyle bir asırda, günahlardan azamî derecede kaçmak, insanlarla olan diyaloglarımızı gerektiği kadar yapmak son derece önemlidir. Bununla birlikte manevi anlamda, kendimizi yenilemek, ilim ve ibadetle meşgul olup imanlarımızı takviye etmek en mühim bir vazifemizdir. İşte bu güzel hale vesile olacak itikaf ibadeti de yukarıda sayılan amaçları hedef almaktadır. İnsanlardan ve günahlardan uzaklaşıp, manevi bir temizlik ve dinlenme gibidir. Bu sebeple itikaf hususen ahir zaman insanı için çok önemli ve gerekli bir ibadettir.

“İtikafta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.” [4]

İtikafa girmek iki hac sevabı kazandırır

“Ramazanda on gün itikaf eden, 2 defa (nafile) hac yapmış gibi sevap kazanır.” [5]

İtikaf kişiyi Allah katındaki mertebesini yükseltir

“Miraç gecesi, beşinci göğe geldiğimde, Osman’ın suretini gördüm. Bu mertebeye ne ile eriştin dedim. Mescidde itikaf etmekle dedi.” [6]

İtikafa giren köle azad etmiş gibi olur

“Bir devenin iki sağımı kadar itikaf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.” [7]

İtikaf insanı Cenab-ı Hakk’a (cc) yakınlaştırır

Bazen insan, geçim telaşına düşmüş olmanın getirdiği gayele­rin içerisinde Allah’tan uzaklaştığını hisseder. Bu durumda ibadet için inşa edilmiş bir mescide kapanıp dünya işlerinden bir süre el etek çekmesi oldukça faydalı olur.

Bunu devamlı olarak yapmasına imkan yoktur. Ancak, bir şey tümden elde edilemiyor diye hepten de bırakılmaz. Dolayısıyla böyle bir insan, fırsatlar kollar ve haline uy­gun düşecek ölçüde itikafa çekilir.

Bu durumdaki insanları, Muhbir-i sadıkın (peygamber) sözüne kulak veren ve kalbi şahadetiyle onu tasdik edip, dediklerine uyan kimseler takip eder. [8]

İtikafa giren bir kişi nefsi kötülüklerinden uzaklaşır

Müslümanın, kötülüğü emreden nefsini, mubah şeylerin bazısından alıkoyacak bir ibadetle meşgul etmesi gerekir. Böylece nefis, ibadete alışır. İtikaf sayesinde ibadet için vakit bulur ve çirkin şeylerden uzaklaşır. Çünkü nefis, kötülüğü emreder. [9]

İtikaf emrinin hikmeti nefsi kötülüklerden uzaklaştırmaktır

Dünyaya dalmak, nefsi daha da azdırır. Tenha yerlerde itikafa girip nefsi haramlardan kaçınmaya alıştırmakta, nefsi bu kötülüklerden me­n etmekte itikaftan daha uygun bir şey yoktur. İtikaf bu yüzden teşri kılınmıştır (emredilmiştir). [10]

Kişi itikaf yoluyla dilini korumayı öğrenir

Dilin afetleri pek çoktur. Öyle ki dil çok sefer insanı büyük günahlara dahi götürebilir. Gıybet, yalan, iftira gibi çirkin günahlar dil, nimetinin doğru kullanılmaması ve terbiye edilmemesi sebebiyledir. İşte itikaf kişiye bu terbiyeyi yaptıracak çok önemli bir ibadettir.

İnsan oruç tutabilir ama dilini korumayı ancak itikaf yoluyla öğrenebilir. [11]

Kişi Kadir Gecesini idrak etmeyi itikafa girerek öğrenir

İnsan, zaman olur Kadir gecesini idrak etmeyi ve meleklerle temas kurmayı arzular. Bu amacına ulaşabilmesi için ise mutlaka itikafa girmesi gerekir. [12]

İtikaf Cenab-ı Hak’tan (cc) mağfiret dilemeğe vesile olur

Halisane itikafa girerek Allah’a (cc) yönelmek, boş vakitleri ibadete hazır etmek amacıyla, Allah’ın (cc) kapısında mağfiret oluncaya kadar ibadet etmektir. [13]

Cenab-ı Hakk’ın (cc) sevdiği ibadetlerden birisi de itikaftır

“Allah’ın en çok sevdiği mekanlar mescitlerdir, en çok nefret ettiği mekanlar ise çarşılardır.” Burada Allah’ın sevmesinden murad, Kur’ân okunması, Allah’ın (cc) zikredilmesi, itikafa girilme­si, namaz kılınması gibi orada yapılan ibadetlerin sevilmesidir. [1]

İtikafa giren kişi günahlarından arınır ve her iyiliği işlemiş gibi sevap kazanır

“İtikafa giren kişi, günahları hapsedip, sevapların tümünü elde eden kişi gibi, kendi­sinsevaplar kazandıran kişidir.”

İtikaf ta olan günahlardan uzaklaşmış olur.

“İtikafta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.” [15]

Kaynakça:

[1] Taberani, Hakim

[2] Taberani; Cem’ul Fevaid Rudani

[3] İbn-i Mace; Cem’ul Fevaid Rudani

[4] İbn-i Mace

[5] Beyhaki

[6] Menakıb-i Cihar Yari Güzin

[7] Tenvir

[8] Veliyyullah Dihlevi; Huccetul Baliğa, Muvatta

[9] Ebu Şuca; Büyük Şafi Fıkhı

[10] Ebu Şuca; Büyük Şafi Fıkhı

[11] Veliyyullah Dihlevi; Huccetul Baliğa, Muvatta

[12] Veliyyullah Dihlevi; Huccetul Baliğa, Muvatta

[13] Camisab Özbek; Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı ve Müçtehidlerin Farklı Görüşleri / İtikaf

[14] İzzetin Bin Abdüsselam; İslam Hükümleri

[15] İbn-i Mace; Cem’ul Fevaid Rudani

MUHAMMED (A.S) FİLMİ ÇEKİLİYOR

Majid Majidi, Peygamber Efendimiz’in (sas) hayatını anlatan sinema filmi çekeceğini söyledi…

Mardin Film Ofisi Derneği’nce düzenlenen ‘7’nci SineMardin Uluslararası Film Festivali’ne onur konuğu olarak katılan, İran sinemasını dünyaya tanıtan ünlü yönetmen Majid Majidi, Peygamber Efendimiz’in (sas) hayatını anlatan sinema filmi çekeceğini söyledi.

Sabancı Müzesi’nde düzenlediği basın toplantısında sinema filmi hakkında basın mensuplarının sorularını cevaplayan İranlı Yönetmen Majid Majidi, çekeceği filmde İslam’ın gerçek yüzünü bütün dünyaya anlatacağını belirtti.

Dünyanın İslam hakkında çok az bilgisi bulunduğunu belirten Majidi, “Batıda İslam hakkında çok yanlış görüşler var. Sanki İslam Taliban’dan ibaret gibi algılanıyor. İslam dinini terörist dini gibi algılıyorlar. Yani İslam hakkında çok az bilgileri ve düşünceleri vardır. Bu filmi, islam’ın gerçek yüzünü göstermek için çekmeye karar verdim. İslam dini, asıl muhabbet dinidir. Ben bu bakışla gerçek İslami göstermek istedim.” dedi.

“PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (SAS) YÜZÜNÜ SAYGIDAN DOLAYI GÖSTERMEYECEĞİZ”

Kesinlikle reklam peşinde olmadığını belirten İranlı Yönetmen Majidi, filmin, Hz. Muhammed’i (sas) tanımak için doğumundan ölümüne kadar süregelen hayatını gerçek anlamda anlatan 3 saatlik bir sinema film olacağını kaydetti. Filmde Hz. Muhammed’e (sas) olan saygıdan dolayı yüzünü göstermeyeceklerini ifade eden Majidi, “Peygamber Efendimiz’in (sas) yüzünü saygıdan dolayı göstermeyeceğiz. Filmde fizik olarak görünüyor ama yüzü gözükmeyecek. Hz Muhammed’in (sas) çocukluğundan peygamberlik dönemine kadar süren hayatını ele alacağız. Bir diğer nedeni de ulemalar bu konuyu çok sıkı tuttular. Bu dünya, görüntülü iletişim dünyası. Eğer peygamberlerin yaşamları devamlı olsaydı bugün sinema ile dünya ile iletişim kurarlardı. Sinema iyi fikirleri dünyaya iletebilir. Ama çok zor. Çünkü radikal fikirler var. Bu radikal düşüncelerle ortayı bulmak çok zor.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DEKİ ULEMADAN GÖRÜŞ ALDIK”

Film için 4 yıldır araştırma yaptıklarını kaydeden Majidi, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “2 yıldır proje hakkında çalıştık. İran’da, Mekke ve Medine’yi anımsatan büyük platolar kurduk. Film için İranlı mollalarla ve Türkiye’deki ulemadan görüş aldık. Onlar da bu filmi destekliyor. Dünyanın birçok Müslüman ülkesi destek vermek istiyor. Hatta Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı da destek vermek istiyor. Bu proje ile maddi olarak destek almadık ve istemedik zaten. Özel olarak destek aldık. Yabancı ortak olmayı çok istediler. Ama kendi bakış açımızla çekmek için kabul etmedik. Türkiye çok istiyordu. Ama senaryo hakkında oturup konuşmak istediler. Türkiye’de TRT ile konuşmuştuk. Diyanet İşleri Başkanlığı ile konuştuk. İyi bakıyorlar bu filme. Hiçbir Müslüman ülkenin bu filme maddi katkısı yok ama manevi fikirleri ve destekleri vardır.”

FİLM 50 MİLYON DOLARA MAL OLACAK

İranlı ünlü yönetmen Majid Majidi, filmin bütçesinin 50 milyon dolar olduğunu, bütçenin tamamını kendilerinin karşılayacağını ifade etti. Filmin yarısının tamamlandığını belirten Majidi, şöyle devam etti:

“Geri kalan yarısı için çalışmalar devam ediyor. Bütün oyuncular İranlı oyunculardan oluşuyor. Bir yıl boyunca bütün İran’ı gezerek yetenekli gençleri topladık. İtalya’dan birçok yönetmen bu filmde görev alıyor. Bu proje sadece İran’ın değil İslam âleminin projesidir. Batı dünyası 200’e yakın Hz. İsa’yı anlatan film, 80’e yakın Hz. Musa’yı, 40’a yakın Buda’yı anlatan filimler ve sinema çekildi. Ama Peygamber Efendimiz (sas) hakkında bugüne kadar sadece 2 film çekildi. Çağımız iletişim çağıdır. Biz neden peygamberimizi (sas) ve İslam’ın gerçek yüzünü dünyaya bu tür filmlerle neden anlatmıyoruz. Bu eksikliği gidermek için bu projeyi önemsiyorum. Bu filme sadece İslam gözüyle bakmadık. Herkes bu filmi izleyebilir ve sevebilir. İnsan bakışıyla baktık. Problem çıkmaz.”

Mardin Film Ofisi Derneği’nce düzenlenen ‘7’nci SineMardin Uluslararası Film Festivali’nin onur konuğu olan Majid Majidi’nin üç gün boyunca Mardin’de kalacağı ve festival boyunca çektiği bazı sinema filmlerinin gösterime gireceği belirtildi.

İSTANBUL İL MÜFLÜĞÜ’NE ZİYARET

HAKCA-DER Başkanı Nurettin SEYYAR ve Kuyulu Camii imam hatibi Mehmet ŞENYİĞİT  İstanbul il müftü yardımcısı Vahap KAPICIOĞLU’nu yeni görevinden dolayı ziyaret edip tebrik ettiler.

YETİM GİYDİRME PROJESİ

HAKCA-DER  İHH VAKFI aracılığı ile Trabzonda 100 yetim giydirdi ve yetimler için düzenlenmiş olan piknik programına katıldı.

MUŞ DERNEKLERİNE ZİYARET

” Bütün mü’minler kardeştir.” (Hucurat suresi)

En güzel Kardeşlikler Birbirinin Hakkında fesat Düşünmeden Yaşayan Müminlerin Arasındaki Kardeşliktir.

HAKCA-DER Başkanı Nurettin SEYYAR ve HAKCA-DER üyeleri Muş Derneklerinin düzenlemiş olduğu kahvaltı programına katıldı. Hoş bir hasbihal halinde devam eden kahvaltı programında kardeşlik üzerine ve STK’lar olarak el birliğiyle neler yapılabileceği hakkında görüşüldü.

YEŞİLAY ALKOL POLİTİKALARI SEMPOZYOMU

HAKCA-DER Başkanı Nurettin SEYYAR, Yeşilay Güngören İlçe Temsilcisi Tacettin VARBOZ ve Gençlik Kolları Koordinatörü Suat TURGUT, Türkiye Yeşilay Cemiyetinin 26 ve 27 nisanda düzenlemiş olduğu Alkol Politikaları Sempozyomuna katıldı.

GENÇLİK KOLLARI İLE İFTAR PROGRAMI

Kuyulu Camii Gençlik Kolları üyeleri teras bahçede iftar yemeği düzenledi.

Güngören İlçe Müftüsü Yunus BIÇAKÇI ve Güngören Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Halit SEYYAR’ın davetli olarak katıldığı iftar programına HAKCA-DER yönetimi ev sahipliği yaptı.

Katılımın yoğun olduğu programda davetliler mübarek Ramazan ayının manevi ikliminden yararlanıp güzel vakit geçirdiler. Program dualarla sona erdi.