BEYNİNİZİ DEĞİŞTİRİN, HAYATINIZ DEĞİŞSİN!

Beyninizi değiştirin, hayatınız değişsin!

Kişiliklerimiz, düşünce şeklimiz ve duygusal tepkilerimiz beynimize bağlı ama değişmez değiller. Bazı egzersizlerle rahatsızlık veren davranışlar değiştirilebilir.

Forbes Dergisi’nde yayınlanan bir makalede Amerikalı beyin bilimci Dr. Richard Davidson’ın düzenli egzersizlerle beyin yapısının değiştirilmesine yardımcı olacak tavsiyelerine yere veriliyor.

İşte sinirsel yollarınızı yeniden yapılandıracak ve daha pozitif, daha kendini bilen biri olmanıza, daha iyi odaklanmanıza yardımcı olacak; sosyal ipuçlarını daha iyi anlayacağınız, duygusal tepkilerinizi düzenleyecek ve kendinizi daha çabuk toparlamanızı sağlayacak birkaç egzersiz.

EV VE İŞ YERİNİZDE POZİTİF HATIRLATICILARINIZ OLSUN

Daha iyimser bir bakış açısına sahip olmak istiyorsanız eviniz ve iş yerinizde size mutlu anlarınızı anımsatacak aile ve yer fotoğrafları benzeri hatırlatıcılar olsun. Ayrıca sık görülmesi dolayısıyla alışkanlık olmaması için bunları birkaç haftada bir değiştirin.

Davidson’a göre memnuniyetinizi düzenli bir şekilde dile getirmeniz sizi daha iyimser biri yapacaktır. İnsanların gözlerine bakarak “teşekkür ederim” demeyi denemelisiniz.

KARŞINIZDAKİNİN İYİ YÖNLERİNİ GÖRMEYE ÇALIŞIN

Başkalarına övgü ifadeleri kullanacak yollar aramak ve fırsatlar oluşturmak beyninizi insanların iyi yönünü görme konusunda eğitecektir. Bu iyi görüş hayatınıza ve size de yansıyacaktır.

Eğer kendinizi daha iyi anlamak istiyorsanız düzenli olarak derin derin düşüncelere dalabilirsiniz. Bunun için iyi hissettiğiniz bir zaman dilimi seçin. Dik oturun ve odaklanın. Eğer dikkatiniz dağılırsa kolayca derin nefes alarak tekrar konsantre olmayı deneyin.

Dikkatinizi ve odaklanmanızı arttırmak istiyorsanız günde 10 dakika sessiz bir odaya oturun, gözlerinizi açın ve gördüğünüz herhangi bir nesneye odaklanın. Bu masanızdaki bir lamba veya bir tablo olabilir. Dikkatinizi o nesnenin üzerinde tutun.

VÜCUT DİLİNE DİKKAT EDİN

Sosyal yönden daha sezgisel ve çevrenizdekilerle daha iyi anlaşan biri olmayı istiyorsanız insanların vücut dilini anlamak için çaba gösterin. Toplum içindeki insanları süzerek nasıl bir ruh hali içinde olduklarını tahmin etmeye çalışabilirsiniz. Dostlarınız ve çalışma arkadaşlarınızın mimiklerine, vücut diline ve ses tonlarındaki değişime dikkat edin.

Eğer daha az duygusal tepki veren ve daha tutarlı biri olmak istiyorsanız geçmişte duygularınızı harekete geçiren olayların veya davranışların bir listesini yapın. Sonra da bu davranışları üzerine 15 dakika düşünün, bunu yaparken derin derin nefes almanız sizi daha da rahatlatacaktır.

EMPATİ YAPIN

Eğer daha şefkatli biri olmak istiyorsanız haftada 4 veya 5 kere, 5-10 dakika şu egzersizi yapabilirsiniz: Acı çeken birini gözünüzün önüne getirin. Bu hasta bir komşu veya evliliğinde sorunlar yaşayan bir arkadaşınız olabilir. Sonra da bu sorunların sizin başınıza geldiğini hayal edin.
Kaynak: CİHAN

ÇOCUKLARI KORKULARDAN KURTARMANIN 5 YOLU

Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, çocuklukta korkmanın normal, korkmamanın anormal bir durum olduğunu belirtirken, korkuların yerleşmesinde anne ve babaların korkularının etkili olduğunu söyledi. Korkuyu yenme tüyoları:

Küçük bir çocukken, korktuğumuz zaman bizi anlamayan büyüklere ve yaşıtlarımıza, biraz da anlaşılmamanın verdiği üzüntüyle korktuğumuz şeyin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışırdık. Bunu anlatırken de en çok söylediğimiz sözlerden biriydi bu: “Ben korkmayayım da dedem mi korksun? Beni kovalayan köpek o kadar büyüktü ki, dedemi kovalasa o bile korkardı!” derken, aslında kastettiğimiz köpeğin büyüklüğü değil, korkumuzun büyüklüğüydü. Yine de anlaşılmazdık. Korkumuzla dalga geçenler olurdu. Üzülürdük. Oysa çocukları korkularından kurtarmanın çaresi varmış. Bilseydik korkmazdık.

International Hospital’dan Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, çocuklukta korkmanın normal, korkmamanın anormal bir durum olduğunu belirtirken, korkuların yerleşmesinde anne ve babaların korkularının etkili olduğunu söylüyor.

Çocukluk korkuları ve bu korkulardan kurtulmanın etkili yolları hakkında bilgi veren Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, bu konuda merak edilen soruları şöyle yanıtlıyor:

Korku geçici bir durumken, nasıl kalıcı hale geliyor?

İnsan yavrusu doğumundan belirli bir yaşa gelene kadar korunup kollanmaya muhtaç oluyor. Kendisini koruma becerisini geliştirmesi için epeyce zaman geçmesi gerekiyor. Ani sesler, gürültü, olağandışı uyaranlar karşısında bebeğin kendisini koruma reaksiyonu korku oluyor. Bu nedenle bir çocuğun dünyaya geldikten itibaren yaşadığı acizlik nedeniyle korkması normal, korkmaması anormal. Ancak bazı korkular gelişimsel olarak ortaya çıkıp bir süre sonra kaybolurken, bazıları ise hatalı yaklaşımlar nedeniyle kalıcı hale gelebiliyor ve yetişkinlikte de devam edebiliyor.

Sık rastlanan çocukluk korkuları nelerdir?

• Ani seslere ilişkin korkular.
• Yabancılara karşı duyulan korku.
• Su korkusu.
• Karanlık korkusu.
• Anne ve babayı kaybetme korkusu.
• Arkadaşları tarafından dışlanma korkusu.
• Yeni bir kardeşin doğacak olması nedeniyle duyulan korku.
• Tuvalet ve banyoya gitme korkusu.
• Kalabalık içine girme korkusu.
• Okul korkusu.

Bebekler nelerden korkar?

Bebekler ortalama altıncı aya geldiklerinde belirli korkular geliştirmeye başlıyor. İlk korkular alışılmışın dışındaki yabancı nesneler ve kişiler oluyor. Bebek yeni tanıdığı kişilere korkarak yaklaşıyor, annesine karşı ise daha güvenli davranıyor. Yeni ortamlara ve kişilere karşı yabancılık çekme davranışı iki yaşa kadar devam edebiliyor.

Korkular çocuk büyüdükçe değişiyor mu?

Her yaş grubunda çocukların korktukları şeyler değişiyor. 0-2 yaş arasında daha çok büyük objelerden, yüksek seslerden ve anne-babadan ayrılmaya dayalı korkular görülürken, 3-4 yaş civarında bu korkulara karanlık korkusu da eklenebiliyor. Bu korkular, bir kısım çocuğun çevresine güven duygusunun artırılmasıyla birlikte azalacaktır. Ancak bazı korkular artarak devam edebiliyor. Özellikle de anne-babaların bazı korkuları varsa. Çünkü korkular, model alınarak da öğrenilebiliyor.

Çocuklarda görülen en yaygın korku hangisidir?

Çocukların en çok korktukları şeylerin başında kuşkusuz karanlık geliyor. Bakıp da görememek gerçeğine bir de hayaletli öyküler eklenince, çocuğun sonsuz hayal dünyasında korkular dallanıp budaklanıyor. Karanlık korkusu en sık 3-5 yaş grubunda ortaya çıkıyor. Soyut korkuların (canavar, hayalet gibi) ortaya çıkması ise 6 yaşından sonra başlıyor. Çünkü bu yaştan itibaren çocuk zihinsel olarak soyut düşünüyor. İşte, tam da bu sırada ailelere büyük görev düşüyor. Ancak çocuğa doğru yaklaşmak korkuların kendiliğinden ortadan kaybolmasına yardımcı oluyor. Çocukluk korkuları aile içinde ya da bir uzman değerlendirilmesi neticesinde çözümlenmezse yetişkinlikte de bu korkular devam edebiliyor.

Korku yönetilebilir mi? Bu konuda ailenin tutumu önemli midir?

Her çocuk karanlıktan, gök gürültüsünden ya da başka bir şeyden korkar. Önemli olan ailelerin bu duyguyu yaşayan çocuklarına nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleridir. Yoksa korku, gelecekte çocuğunuzun kabusu olabilir. Bu nedenle anne ve babaların söyledikleri sözlere, çocuklarına karşı olan tutum ve davranışlarına son derece dikkat etmesi gerekiyor. Örneğin şu cümleleri kullanmak çocukların korkularının derinleşmesine neden oluyor:

“Ben senin annen değilim, senin artık annen yok”. “Böyle davranırsan seni başkalarına veririm” gibi yaklaşımlar çocukta reddedilme ve aileden ayrılma korkularını artıracaktır. Diğer taraftan hayvanları tanıtırken de anlattıklarınız çok önemli: “Köpek ısırır aman uzak dur.”
“Karanlıkta öcüler gelir”diyerek çocuğu kaçırırmış gibi korkular kötü niyetle anlatılmasa bile çocuklar için önemli endişe kaynakları olabilmektedir.

Anne babanın korkusu çocuğa geçiyor mu?

Korkular anne baba gibi çocuğun çevresindeki kişiler tarafından farkında olmadan çocuğa öğretilebilir. Yani çocuk anne babanın korkusunu içselleştirerek bir korku geliştirebilir. Sokakta köpek gören annenin çocuğuna sıkı sıkı sarılması onu o ortamdan uzaklaştırması, köpek sesi duyduğunda tedirgin olması çocuk tarafından algılanacaktır. Ve böylece annenin kaygısı çocuğa geçecektir.

Korkularla mücadele etmenin yolları nelerdir?

Anne ve babalara çocuklarının korkularına karşı 5 önerim var:

1-Zorla üzerine gitmeyin: Bazı aileler çocuğun korkusunu azaltmak için onu zorla korktuğu durumlarla başbaşa bırakmaya çalışırlar. Bu asla doğru bir yöntem değildir. Çocuklarda bu şekilde davranışlar korkuların daha da artmasına neden olacaktır.

Aşamalı olarak korkulan obje ile bağlantı kurulabilir. Örneğin karanlıktan korkuyorsa bir süreliğine odasında bir gece lambası kullanılabilir. Ya da havyandan korkuyorsa, korktuğu hayvanın resimleri üzerinde konuşulabilir ve sonra o hayvanın oyuncağı alınabilir.

2- Çocuğunuz anlaşıldığını hissetsin: Ailelerin yapması gereken tek en önemli şey, çocukla empati kurabilmek. Nasıl ki başkalarının duygularımızı hafife almasından hoşlanmıyorsak, çocuklarımız da aynı şeyi hissediyor. Bu yüzden korkusu olan bir çocuğu asla yargılamamak gerekiyor. “Karanlıktan korkacak ne var?” gibi sorularla çocuğu hafife almanın onu utandırmanın korkularını daha fazla artacağını söyleyebiliriz . Onun yerine, “Haklısın, korkmuş olabilirsin”, “Ben de senin yaşındayken korkardım” gibi empati kuran ifadeler sarf etmek ise çocuğunuzu anlamanıza yardımcı olur.

3- Güven duygusu aşılayın: Sevmek, üzülmek gibi korkmak da doğal bir duygu.
Hatta gelişimin bir parçası. Ebeveynlere düşen, çocuklarının korkularıyla ilgili gözlem yapmak. Anlayışlı ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım faydalıdır. Çocuğu dinlemek, onunla daha fazla vakit geçirmek ve korkulan objelerle ilgili bilgilendirme yapmak, sorunun aşılmasına katkı sağlar.

4- Korkuları beslemeyin: Odasında yalnız yatma korkusu olan çocuğa anne baba yanlarında yatmasını söylerse bu korkunun artmasına olanak sağlamış olur. Anne babanın yanında kendisini daha güvende hisseden çocuğun korkusu pekişerek yalnız kalması daha da güçleşir. Bu nedenle böyle bir durumda yatağınıza almak yerine onun yatağında uyumasını bekleyebilirsiniz. O uyurken yanında ona kitap okuyabilirsiniz.

5- Çocuğunuzu ciddiye alın: Bazen büyüklerin, sanki kendileri çocukken hiç yaşamamışlar gibi çocukların korkularını hafife aldıklarını görüyoruz. Ama ciddiye alınmama duygusunun çocukların ruhsal dünyasındaki etkileri, tahmin ettiğimizden daha büyüktür. Eğer korkular çocuğunuzun yaşamını engelliyorsa ve uzun sürüyorsa mutlaka bir yardım almakta fayda var.

http://www.haber7.com/anne-cocuk/haber/1034742-cocuklari-korkulardan-kurtarmanin-5-yolu

‘ANNE BABA SÖZÜM SANA’ İKNA MEKTUBU YARIŞMASI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

31 Mayıs Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Yeşilay Güngören İlçe Temsilciliği, Güngören Kaymakamlığı, Güngören Belediyesi, Güngören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Hakca-Der ve İlim Yayma Cemiyeti Güngören Şubesi’ nin birlikteliğinde ortaokul öğrencileri arasında sigara içen aile bireylerine sigara bıraktırma amaçlı ’’ANNE BABA SÖZÜM SANA’’ ikna mektubu yarışmasına 422 öğrenci katıldı. Güngören’e bağlı ortaokul öğrencilerini kapsayan yarışmanın ödül töreni Güngören Köyiçi Kültür Merkezi’ nde 01.06.2013 Cumartesi günü 19:00-21:00 saatleri arasında Güngören Kaymakamı Zafer Orhan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Nurkan, Hakca-Der yöneticileri, İlim Yayma Cemiyeti yöneticileri, okul yöneticileri, öğretmenler, veli ve öğrenciler katılımında gerçekleştirildi.

İlk üç sırayı paylaşan öğrencilerimiz yazdıkları mektubu kendi sesi ile okuduktan sonra ; 3.lük ödülünü Güneşlitepe İlköğretim Okulu’ndan Baran Oktay’a Hakca Derneği Gençlik Koordinatörü Suat Turgut, 2.lik ödülünü Gündoğdu İlköğretim Okulu’ndan Başak Meral’a Yeşilay Güngören İlçe Temsilcisi Tacettin Varboz, 1.lik ödülünü Ergenekon İlköğretim Okulu’ndan Rabia Yılmaz’a Güngören Kaymakamı Zafer Orhan takdim ettiler. En çok öğrenci ile katılımından dolayı Güneşlitepe İlkokulu’na Yeşilay Teşekkür Sertifikası’nı İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Nurkan takdim etti. Öğrenci velileri de sahnede kaymakam nezdinde ‘’sigaraya son’’ sözünü bir kez daha teyit ettiler. Etkinlik Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı Levent Ekinci’nin konferansı ile sona erdi.