RAMAZANDA İHTİYAÇ SAHİPLERİNE KUMANYA YARDIMLARI

Kuyulu Camii Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, İHH İnsani Yardım Vakfıyla 2012 ramazan kumanyası dağıtımına başladı.

Kumanya paketi içeriği:

Buğday unu, çay, zeytin, sıvı yağ, salça, tuz, reçel, toz şeker, mercimek, nohut, bulgur, kuru fasulye, pirinç, makarna, helva.

Siz de yukarıda içeriği belirtilen kumanya paketleri ile dilediğiniz sayıda ailenin gıda ihtiyacını karşılayabilir, yüzlerini güldürebilirsiniz.

Bir kumanya bedeli 70 TL’dir. Ayrıntılı bilgi için:http://www.ihh.org.tr/kumanya/tr/

Hafızlığı kolay yapmanın yolları

Hafızlık nasıl kolay yapılır?

Manevi hazırlık safhası:

Hafız adayı hafızlığa başlamadan önce hafızlığın ehemmiyeti hakkında ayet ve hadislerden ve istifade ile şuurlandırılmalıdır. Hafızlık sürece bağlı uzun soluklu bir kudsi hizmet olduğunun bilincinde olunmalıdır. Sabırla, istekle, sebatla üstesinden gelinecek olan bir iştir. Zamanı bilinçli bir şekilde kullanmakla mümkündür. En önemlisi İç disiplindir. İyi bir otokontrolle yapılabilen bir iştir. Bir kısım bedeller(geçici bir kısım tatiller, eğlenceler, uyku vs)ödenerek feragat ile kazanılabilir. Hayatının en önemli önceliğinin hafızlık olduğunu ve bu süre zarfında hayat buna göre düzenlemelidir. Hafızlık yapmayı samimi olarak istemeli, ailesinin ve çevresinin baskısı ile olmamalıdır. Kısacası sistemli ve sabırlı çalışılırsa zannedildiği kadar zor olmadığı görülecektir.

Mekan:

Hafızlık yapılacak mekan mümkünse tek kişilik oda olmalı (ezber odaları), oda içerisinde dikkat dağıtacak unsurlar bulunmamalı, oda rengi pozitif etkisi olan renklerden tercih edilmeli

Hafızlığı kolaylaştıracak esaslar:

– Öncelikle Kuran-ı Kerimi yüzüne çok iyi bir şekilde okumalı. (1 sayfa hatasız 1.30-2 dakika)

– Güzel okuma konusunda (tecvid, mahreç, kıraat) problemleri aşılmış olmalı

– Manasını veya mealini bilerek yapılan ezber daha kolay olacağından mümkünse Arapça bilmek veya mealini okumak avantaj sağlayacaktır.

Ezber yapılırken:

– Ezber tek bir Kuran-ı Kerimden yapılmalı. Çünkü farklı hatlar psikolojik olarak sayfanın zor veya kolay olduğu hissini verebiliyor.

– Ezbere başlamadan dua etmek

– Zihnin açık olduğu bir zamanda özellikle sabahın erken vakitlerinde ezber yapmak

– Ezberlenecek sayfa defalarca önceden yüzüne okunmalı (en az 10 defa)

– Ezber ayetleri kısa ise ayet-ayet, uzun ise satır- satır ezberlenmeli (ayet veya satır ezberlemeden önce 3 er defa okunabilir)

– Ezberlenen ikinci ayet veya satır bir önceki ayetle veya satırla birleştirilerek tekrar edilmeli ve bütün sayfada bu metod uygulanmalı

– Ezber yeri verilecek günden bir gün önce bitmiş olmalı, yapıldığı gün verilen ezber daha kolay unutulur.

– Ezber yapılan yer, gün içinde namazlarda okunarak tekrar edilmeli

– Haftada bir, on beş günde bir ve ayda bir genel tekrar yapılması sağlam bir hafızlık için atılan bir adım olacaktır.

EBU HANİFE

İMAM-I AZAM EBU HANİFE’NİN HAYATI

İmam Âzam (büyük İmam) lâkabıyla bilinen, Ebû Hanife künyesiyle meşhur Numân b. Sâbit b. Zevta (Zûta) mutlak müçtehid ve fıkıhta Hanefi mezhebinin imamı (80/150 – 700/767).

Ebû Hanife, Kûfe’de hicrî 80 yılında doğdu. İslâm’in hâkim olduğu bir ortamda yetişen Numân b. Sâbit küçük yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetti.

Numân gençliğini ticaretle geçirdikten sonra İmam Sa’bî’nin tavsiye ve desteğiyle öğrenimine devam etti. Arapça, edebiyat, sarf ve nahiv, şiir ögrendi. Yetiştiği Kûfe şehri ve bütün Irak bölgesi müslim-gayrimüslim birçok düşüncenin, itikâdi fırkaların bulunduğu, itikadla ilgili ateşli tartışmaların yapıldığı rey ehlinin yerleştiği bir şehirdi. Dindar bir ailede yetişen Ebû Hanife’nin de bu itikâdi tartışmalara zaman zaman katıldığı kuvvetle muhtemeldir.

Ebû Hanife’nin yaşadığı yer ve çağda itikâdi fırkalar çoğalmış, bir sürü sapık fırkalar ortaya çıkmış, Emevi hükümdarlarının Ehl-i Beyt’e zulmü devam etmiştir. Mantığı çok kuvvetli olan Numân b. Sâbit hiçbir fırkaya bağlanmadan ilim tahsilini ilerletti ve kelâm ilmine yöneldi.

Ebû Hanife ilimle uğraşırken ticareti de bütünüyle bırakmadı. Bu, onun helâl rızık kazanmasını sağladığı gibi, ticarî kazancını ve talebelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasını, bağımsız bir ilim meclisi kurmasını da sağladı. Ebû Yûsuf’un parasının bittiğini söylemesine ihtiyaç bırakmadan o Ebû Yusuf’u murâkabe eder, yardımda bulunurdu. Gücü yetmeyen talebelerinin de evlenmesini sağlardı (Zehebî, a.g.e, 39). Bir çokları ticarette Ebû Hanife’yi Ebû Bekir’e benzetirdi; çünkü o bir malı satın alırken, sattığı zamanki gibi emânet kâidesine uyar, kötü malı üste, iyisini alta koyardı, muhtaç satıcıyı sömürmezdi.

Bir defasında bir kadın, satmak üzere ona bir ipek elbise getirdi. O, fiyatını sordu. Kadın yüz dirhem istedi. Ebû Hanife, değerinin yüz dirhemden fazla ettiğini söyledi. Kadın yüzer yüzer artırarak dört yüze çıktığında Ebû Hanife, daha fazla edeceğini söyleyince kadın, “Benimle eğleniyor musun?” demişti. Ebû Hanife de, “Ne münasebet, bir adam getirin de fiyat takdir ettirelim” dedi. Adam çağrıldı ve fiyatı takdir etti: Ebu Hanife o malı beş yüz dirheme satın aldı. Bu olay o zamandan beri halk arasında günümüze kadar anlatılarak, ticarette dürüstlüğe dâir bir darb-i mesel haline gelmiştir.

Ebû Hanife vakar sahibi bir insandı. Tefekkürü çok, konuşması az, Allah’ın hudûdunu olabildiğince gözeten, dünya ehlinden uzak duran, faydasız ve boş sözlerden hoşlanmayan, sorulara az ve öz cevap veren çok zeki bir müçtehiddi.

Fıkhi sistematik hale getirip bütün dünyevî meselelerin leh ve aleyhteki biçimlerini ortaya koyarak ve sağlam bir akîde esası çıkararak doktrinini meydana getirmiştir. Ebû Hanife’nin binlerce talebesi olmuş, bunların kırk kadarı müçtehid mertebesine ulaşmıştır (el-Kerderî, Menâkibu’l-Imâm Ebû Hanife, II, 2i8).

Müçtehid öğrencilerinden en meşhurları Ebû Yusuf, Muhammed b. Hasan es-Seybânî’dir. Ebû Hanife’nin fıkıh okulu, talebelerine verdiği dersler ile ondan fetvâ istemeye gelen halk için verdiği fetvâlardan meydana gelmiştir. Ders verme usûlü eski filozofların diyalektik akademi derslerini andırmaktadır. Bir mesele ortaya atılır; bu, talebeleri tarafından tartışılır ve herkes görüşünü söyler; en son olarak İmam, delil ve istinbat ile bir karara ulaşılmasını sağlar ve kararı delillerden ayırarak veciz cümleler halinde yazdırırdı. Bu sözleri en yakın müçtehid talebeleri tarafindan sonradan mezhebin fıkıh kaideleri haline getirilirdi. Onun ilim meclisi bir istişâre, bir diyalog merkezi, bir hür düşünce okulu idi.

Ebû Hanife’nin halkın sevgi ve saygısını kazanmasında; fetvâlarının her yerde haklı olarak tutulmasında; ilmi, ihtilaflardan arındırıp halka selefin yaptığı gibi bilgi aktarması, fitnelere bulaşmaması ve takvası etkili olmuştur. Onun talebelerine verdiği öğütlerde, ilimde hür düşünce ve araştırmanın yollarının tutulması, câhil ve mutaassıplardan uzak durulması gibi önemli kayıtlar vardır.

Ebû Hanife kimseye “benim görüşüm en doğrudur” demedi; hattâ, kendisinin de bir görüşü olduğunu ama daha iyi bir görüş getirene uyacağını söylerdi. Yine o, talebelerine kendisinden her işittiğini yazmamalarını, çünkü yarın görüşünü değistirebileceğini ifade ederdi. Demek ki, hiç bir zaman kendisi mezhebî taassub içinde olmamıştır.

Aktif bir şekilde olmasa da döneminin siyasî hareketlerine katıldı. Hayatının bir bölümü Emevilerin, bir bölümü Abbâsilerin hâkimiyetinde geçti. Her iki dönemde de siyâsal iktidara karşıydı. Onun siyâsetini ehl-i beyt taraftarlığı belirliyordu. Ehl-i beyt’e büyük muhabbeti vardı. Abbâsîler iktidara geldiklerinde ehl-i beyt’i gözeteceklerini söylemişlerdi. Ancak onların iktidara geldikten bir süre sonra ehl-i beyt’e zulmetmeye devam ettiklerini görünce, onlara da karşı çıktı. Derslerinde firsat buldukça iktidarı tenkid etti. Her iki siyasal iktidar devrinde de kendisinden şüphelenilmiş, onu kendi taraflarına çekmek, halk nezdindeki itibarından yararlanmak için kendisine kadılık görevini teklif etmişlerse de o, her iki dönemde de teklifleri reddetmiş ve bu sebepten dolayı işkenceye uğramis, hapsedilmiştir (Ibnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, V, 559).

İmam, takvâsı, ferâseti, ilmî dürüstlüğü ve görüşlerini iktidara karşı kullanması ile halkın büyük sevgisini kazandı. Abbâsi yönetimi ile hiçbir zaman uyuşmadı, uzlaşmadi. Ticaretten kazandığı helâl rızıkla ilmini destekledi. Hattâ o, Zeyd b. Ali’nin imamlığına zımnen bey’at etmişti.

Hz. Ali (r.a.)’in torunlarından Muhammed en-Nefsü’z Zekiye ile kardeşi İbrahim’in Abbâsilere isyan etmeleri ve şehîd olmaları karşısında Ebû Hanife Irak’ta, İmam Mâlik Medine’de açıkça iktidarı tenkit etmişler, bu yüzden ikisi de kırbaçlatılmış, işkence görmüş ve hapsedilmişlerdir. Ebû Hanife alenen halkı ehl-i beyt’e yardıma çağırdığı için hapsedildi ve her gün kırbaçlatıldı. Bunun sonucunda yetmiş yaşında şehitler gibi öldü. Zehirletildiği de rivâyet edilir (en-Nemeri, el-Intika, 170). Bağdat’ta, Hayruzan mezarlığına defnedildi, cenazesinde binlerce insan hazır bulundu.

Ebû Hanîfe önceleri Kelâm ilmiyle uğraşmış ve birtakım tartışmalara katılmış olmasına rağmen cedelcilerin iddialı üslûbundan uzak kalmıştır. İçtihadlarını değerlendirirken kendisi şöyle demiştir: “Bu bizim reyimizle vardiğimiz bir sonuçtur. Kimseyi reyimize zorlamaz, kimseye ‘bunu kabul etmeniz gerekir’ demeyiz. Bizim gücümüz buna yetiyor, bize göre en iyisi budur. Bundan daha iyisini bulan olursa buyursun getirsin onu kabul ederiz” (Zehebî, a.g.e., 2i).

Kendisine tâbi olacak kimselere de şu tavsiye ve ikazda bulunmuştur: “Nereden söylediğimizi (verdiğimiz hükmün delil ve kaynağını) tetkik edip bilmeden bizim reyimizle fetvâ vermek hiçbir kimse için helâl olmaz.” O, bir tek kişi ya da mezhebin İslâm’ı kuşatmasının mümkün olmadığını biliyordu. Ne Ebû Hanife ne başka bir İmam, kendi içtihadı hakkında böyle bir iddiada bulunmuştur. Onlar hep sahih sünnetin asıl olduğunu, sahih sünnet ile sözleri çatıştığı takdirde sahih sünnet ile amel edilmesi gerektiğini öğrenci ve izleyicilerine özenle tavsiye ve ikaz etmişlerdir.

Şamil İslam Ansiklopedisi

KUR’AN’I KERİM’E GEÇEN ÖĞRENCİLERİMİZİN SEVİNCİ

Yaz kur’an kursumuzda 350 öğrencimiz kısa bir sürede Kur’an’ı  Kerime geçtiler. Kur’an’ı Kerim’e geçen öğrencilerimiz için okulun bahçesinde bir ödül töreni düzenlendi.Törende erkek öğrencilerimize  Kuran’ı’ Kerim ve top kız öğrencilerimize ise Kur’an’ı  Kerim ve tac takdim edildi.Diğer öğrencilerimize ise muhtelif hediyeler dağıtılarak program çoşkuyla sona erdi.

Emek Ne Demek?

Adsiz
Barkod

9789944111515

Eser Adı

Emek Ne Demek

Alt Başlık

Türü

Kitap – Hikaye

Alt Kategorisi

Yazar

Ahmet Mercan

Editörü

Hazırlayan

EDAM

Çevirmen

Kapak Tasarım

Nevzat Onaran, İsmail Özen

Baskı

Nakış Ofset

Kâğıt Kalitesi

1. Hamur

Sayfa Sayısı

16

Ebat

21 cmx 29.7 cm

Baskı Yılı

2010

Fiyatı

3 TL

قصة واقعية

قصة …
السلام عليكم ورحمه الله وبركاته
هذه قصة واقعية ومنها نستخلص دروسا عظيـــــــــــــــــــمة ..

تقول القصة : أنه كان هناك أب في ال 85 من عمره وابنه في ال 45 وكانا في غرفة المعيشة وإذ بغراب يطير من القرب من النافذة ويصيح…فسأل الأب أبنه :

الأب: ما هذا ؟

الابن: غراب

وبعد دقائق عاد الأب وسأل للمرة الثانية

الأب: ما هذا؟

الابن بإستغراب : انه غراب!!

ودقائق أخرى عاد الأب وسأل للمرة الثالثة

الأب: ما هذا؟

الابن وقد ارتفع صوته: انه غراب غراب يا أبي !!!

ودقائق أخرى عاد الأب وسأل للمرة الرابعة

الأب: ما هذا؟

فلم يحتمل الابن هذا و أشتاط غضبا وارتفع صوته أكثر وقال: مالك تعيد علي نفس السؤال فقد قلت لك انه غراب هل هذا صعب عليك فهمه؟

عندئذ قام الأب وذهب لغرفته ثم عاد بعد دقائق ومعه بعض أوراق شبه ممزقة وقديمة من مذكراته اليومية ثم أعطاه لإبنه وقال له أقرأها

بدأ الابن يقرأ : اليوم أكمل ابني 3 سنوات وها هو يمرح ويركض من هنا وهناك وإذ بغراب يصيح في الحديقة فسألني ابني ما هذا فقلت له انه غراب وعاد وسألني نفس السؤال ل 23 مرة وأنا أجبته ل 23 مرة فحضنته وقبلته وضحكنا معا حتى تعب فحملته وذهبنا فجلسنا ……

سبحان الله…..

قال الله تعالى في القرآن الكريم :

( وَقَضَى رَبُّكَ أَلاّ َتَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا إِمَّا يَبْلُغَن عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُل لَّهُمَا أُفٍّ وَلا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا ّ وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَة وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا )

الموضوع الأصلي: (( وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا‎))..!!

SEVGİ SEPETİ

Kuyulu Cami Eğitim Kültür ve Sosyal yardımlaşma derneğinin Sevgi sepeti ailesine yeni bir üye daha eklendi.Sevgi sepetinin yeni üyesi Kuyulu cami ailesinin Kız Kur’an kursu hocalarından olan Serpil SARICIK KAŞIKCI hocamızın ikinci çocuğu 28 .06 .2012 tarihinde dünyaya merhaba diyen Mustafa Kerem bebek…

Mustafa Kerem ve ailesini ziyaret ettik ve ziyaretimizde kendisi için hazırladığımız hediyelerimizi takdim ettik.

Mustafa Kerem’in ve onun nezdinde sevgi sepeti ailesinin bütün bebeklerinin Rabbimize layık bir kul Rasulullah efendimize hayırlı bir ümmüt olmaları temennisiyle…

KIZIMI YETİŞTİRİYORUM

Kızımı Yetiştiriyorum adlı bu kitap, kız çocuğuyla muhatap olan tüm yetişkinlere ve annelere rehber niteliğinde bir çalışma. Neden kız diyenler için ise, eğitimli kızlar, eğitimli anneler demektir; eğitimli anneler, eğitimli toplum demektir; diyoruz. Kız çocuklarının eğitimine ayna tutacağını ümit ettiğimiz bu eserle kızlarınızı, gül gibi yetiştirmeye ilk adımı atmış olacaksınız. Kızlarımız, bizim güllerimiz onları lütfen soldurmayalım

OĞLUMU YETİŞTİRİYORUM

Çocuk yetiştirmek sanattır. Bu sanatı en iyi şekilde yerine getirenler ise hiç şüphesiz anne babalardır… Ki onlar, aynı zamanda çocuk yetiştirme bilmecesinin de en önemli parcasıdırlar. Bu bilmecede j´oker, babalardır. Geleceğin babaları şimdinin gençleridir. Bu bilmecenin jokerini en iyi şekilde kullanmak ve gençlerin şifresini çözmek mi istiyorsunuz?

O zaman iyi babalar yetiştirmek ve bu bilmeceyi daha rahat çözmek için, lütfen “Oğlumu Yetiştiriyorum”a bir göz atın. Çünkü bu kitap; anneler, babalar, oğullar ve yolu erkek çocuklarla kesişenler için yazıldı.